Xanthos Antik Kenti

Xanthos Entrance

UNESCO Dünya Miras Listesi’ne Alınma Tarihi: 1988

Liste Sıra No: 484

Kategori: Kültürel Miras

Fethiye’nin 65km Güneydoğusunda Kaş’ın ise 35km Kuzeybatısında Kınık ilçesinin sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir kalıntıları yüksek bir tepededir bazı kısımları ise Batıdaki Eşen (Xanthos) çayına kadar inmektedir. Çayın kaynağı Toros Dağlarından gelmektedir ve taşıdığı alüvyonlar bölgenin verimli olmasını sağlamıştır. Bu verimli vadi üzere birden fazla antik kent kurulmuştur. Bugün Xanthos vadisi olarak adlandırılan vadi günümüzde ülkenin en verimli vadilerinden biridir ve seracılık yapılır.

Xanthos şehrinden tarihi kaynaklarda oldukça fazla bahsedilir Truva savaşında dahi adları geçmektedir. Strabo’ya göre Likya birliğinin en büyük kentidir ve siyasi merkezi bir nevi başkenti olarak da anılır. Xanthos’un kelime anlamı “sarı” demektir Likya döneminde ise şehir Arrna diye anılıyordu.

Şehir Sir Charles Fellows tafından 1838 yılında keşfedilmiştir. Keşif sonrasındaki önemli rölyefler ve mezar parçaları deniz yoluyla British Museum’a götürülmüştür.

Xanthos

Şehirle ilgili en eski yazılı kaynaklar Hititlere aittir. Hititler “Lukka(Likya)” adını verdikleri bir birlikle olan ilişkilerini yazmış bildikleri şehirleri arasında Pttar (Patara), Arnna (Xanthos), Tlawa(Tlos) ve Wanawanda (Oenoanda) vardı. Şehirle ilgili diğer ilginç erken dönem bilgileri ise Perslerin Anadolu işgali sırasında bulunur.

Pers İmparatoru Cyrus Generali Harpagos’u Asya Minörü feth etmesi için görevlendirir. Lidya başkenti Sardes’i ele geçirdikten sonra Likya’lılarla savaşa girmiştir. Pers ordusu Karya’da Xanthos vadisine kadar ilerlemiştir Xanthos’lular ise savaşçı bir toplumdu ve sayıları az olmasına rağmen olabildiğince iyi direndiler. M.Ö 540 yılında Xanthos işgal edildi yapabilecekleri bir şey kalmadığını anlayan Xanthos’lular değerli eşyalarını, kadınları ve çocuklarını akropolise toplayıp hepsini ateşe verdiler, erkekleri ise savaşarak öleceklerine dair yemin ettiler.

Xanthos’luların yörük gibi yaşadıkları, savaş sonrasında bazı Xanthos’luların Toros Dağı üzerinde olduğunu ve savaştan sonra döndüklerinde şehri yeniden kurdukları söylenir.

Pers hükmü sırasında Sardes Satraplığına bağlanmıştır 200 yıl boyunca kendilerine Harpagos Oğulları diyen bir hanedan tarafından yönetilmişlerdir. Satraplık altında eski zenginliği yeniden kazanmış hatta para bile basmıştır. İkinci Greco-Pers savaşları sırasında da 50 gemi ile beraber Perslilerin yanında savaşmışlardır.

Daha sonra Romalıların kontrolüne giren kent, bundan sonra Bizans egemenliğine girmiş ve 7. yy.daki Arap akınlarına kadar Bizans egemenliğinde kalmıştır. Yerleşen her uygarlığın inşa ettirdiği yapılarda Likya gelenekleri, Helenistik ve Roma dönemi etkilerini gösteren bu merkez 1988 yılında UNESCO Dünya Miras Listesi’ne alınmıştır.

Şehir de bulunan kalıntılardan öne çıkanlar;

Harpy Anıtı:

MÖ 5. yüzyıla ait Harpiler Mezar Anıtı 7,30 m, yekpare kaidesi 5,43 m yüksekliğindedir. Anıt, masif bir kaidenin üzerine oturan kalın bir sütun şeklindedir. En üstteki mermer mezar odası kabartmalarla süslüdür. Yunan mitolojisinde harpy, kanatlı ruhlardan biridir. Yunan didaktik şiirinin babası olarak bilinen, bilim insanlarınca MÖ 750-650’li yıllarda yaşadığı düşünülen ünlü ozan Hesiodos, harpilerden çok güzel saçlı iki yaratık olarak söz eder. Zaman içinde çirkin kanatlı kadınlar olarak da tasavvur edilmişlerdir. Mezar anıtının kabartmasında yer alan yaratıkların önce harpiler olduğu, daha sonra ise bunların ruhları ölüme, ölenleri tanrılara taşıyan, bir adada yaşadıklarına inanılan sirenler oldukları düşünülmüştür.

Xanthos Harpy

Bu kabartmalarda isocephaly uygulaması görülür. Bu uygulamanın Türkçesi yoktur. Bu, oturan veya ayakta duran, tabloda yer alan tüm figürlerin başlarının aynı seviyede betimlenmesi uygulamasıdır. Yunan kabartmalarında sıklıkla karşılaşılan bir uygulamadır. Betimlemede istenmeyen boşlukların oluşmasını önler. Kadınların elbiselerinde zengin ve paralel kıvrımlar, uzun örgülü saçlar arkaik devrin özelliklerini taşır. Fakat kabartmalara dikkatli bakıldığında bazı kıvrımların kumaşın katlanmasını ve kırışıklığı ifade etmek üzere yapıldığı görülür. Bu ayrıntılar sanatta yenidir ve eserin Klasik Dönem’in başına ait olduğunu ortaya koyar.

British Museum eseri MÖ 470-460 yıllarına tarihlerken, Prof. Dr. Ekrem Akurgal biraz daha geriye gider, eseri MÖ 480 yılına tarihler.

Kabartmaların bir zamanlar kırmızı ve maviye boyalı olduğu düşünülmektedir.

Anıtın içinde taş kapakla örtülmüş bir mezar odası vardır.

Doğu ve batıdaki panellerde yeraltı tanrıları, güney ve kuzeyde ise mezar sahiplerinin yer aldığı söylenebilir. Özetle, bu anıtın kabartmalarında, ruhun sirenler tarafından öte dünyaya taşınması ve ölenin selameti için yeraltı tanrılarına sunularda bulunulması işlenmiştir. Ölülerin ruhları bebek olarak betimlenmiştir. Kabartmalar, Arkaik stil özellikleri sergiler.

Nereidler Anıtı:

Charles Fellows’un Ksanthos’dan alıp götürdüğü belki de en güzel şey Nereidler Anıtı’dır. Bu oldukça büyük ve süslü Likya mezarı MÖ 390-380 yıllarına tarihleniyor.

Xanthos Nereid

Bu mezar anıtı, Yunan ve Pers tarzlarının bir karışımıdır, denir. Likyalı asillerin mezarlarının yüksek bir podyumun üzerine yapılması Persler’den edinilmiş bir gelenektir. Nereidler Anıtı’nın genel görünümü ise bir Yunan tapınağı formundadır.

Yunan mitolojisinde “denizin ihtiyar adamı” denilen, erdemli bir su tanrısı olan Nereus ile deniz tanrıçası Doris’in Nereidler diye anılan kızları vardı. Bu kızlar Okeanus’un da torunlarıydı. Bu kızların sayısı değişkendi; bazıları Akhilleus’un annesi Thetis gibi daha belirgin bir kişiliğe sahipti; ortak yönleri ise hepsinin çok güzel olmasıydı.

Nereidler Anıtı, ismini sütunlar arasında yükselen Nereid heykellerinden almaktadır. Likya üzerinde egemenliği çok zayıflamış olan Arbinas’ın (ölümü MÖ 390-380) Ksanthos’un en anıtsal mezarını yaptırmış olması, bu iktidar açığını kapatmaya yönelik politik bir mimari olarak yorumlanıyor.

Yazılı Dikme:

Xanthos Obelisk

MÖ 400 yılına tarihlenen Xanthos Yazılı Dikmesi, 4 m yüksekliğinde bir dikme mezar anıtıdır ve üzerinde 250 satır Grekçe ve Likçe yazıt vardır. Bu yazıt, Likya’dan bize ulaşan en uzun yazıttır. Mezar odası çevresinin kabartmalarla bezeli olduğu, 1,5 m yüksekliğindeki levhalarda savaş sahneleri olduğu ve bunlarda mezar sahibinin kahramanlıklarının anlatıldığı anlaşılmaktadır. Mezar odasının üzerinde, aslanlı tahtında Xanthos Beyi Kherei oturmaktaydı. Dolayısıyla bu dikme hem Kralın mezarı hem de O’nun zafer anıtıdır. Üstündeki yazıtta savaş ve dini seremoniler anlatılmaktadır.